BEYOĞLU KÜLTÜR YOLU, BEYOĞLU MÜCADELE YOLUDUR

Geçtiğimiz günlerde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 30 Ekim-14 Kasım 2021 tarihlerinde Beyoğlu Kültür Yolu Festivali gerçekleştirilmiştir. Hem festivalin tanıtım toplantısı, hem de yeni Atatürk Kültür Merkezi’nin lansmanı Galataport’ta yapılmıştır.

Galataport, Tophane, Galata Kulesi, Galata Mevlevihanesi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, Narmanlı Han, Mehmet Akif Ersoy Hatıra Evi, İstanbul Sinema Müzesi ve Atlas 1948 Sineması, Emek Sineması, Atatürk Kültür Merkezi ve Kültür Sokağı güzergahında gerçekleştirilecek olan festival rotası incelendiğinde, rotanın her durağında Beyoğlu’nun hafızasında yer alan fakat restorasyon çalışmalarıyla halkın hafızasından silinmeye çalışılan tarihi yapılar ile karşılaşıyoruz. Her durağın temsil ettiği tarihi yapı incelendiğinde; yapılan restorasyon çalışmalarından sonra yeni bir hafıza inşa edilmeye çalışıldığı anlaşılıyor.

Beyoğlu’nda yıllardır sürdürülen ve özellikle de kültür mekânlarında karşılık bulan değişim/dönüşüm sürecine hep birlikte tanık olduk; Beyoğlu’nun tarihi ve kültürel değerlerine karşı gerçekleştirilen müdahale süreciyle birlikte yok edilmeye maruz bırakılan, hafızalardan silinmeye çalışılan tarihi varlıkları korumak için yıllardır hep birlikte mücadele verdik.   Beyoğlu kültürel kimliğinin sembollerinden olan Emek Sineması’nda, bir Cumhuriyet kazanımı olan Atatürk Kültür Merkezi’nde,  Taksim Yayalaştırma projesinde, İstanbul’un ve Taksim’in en önemli kamusal alanlarından olan Gezi Parkı’nda, kamuya ait kıyıları özelleştiren Galataport’ta, sakinlerini yerinden ederek, bir rant projesi olarak geliştirilen, semtin kimliği üzerinde telafisi imkansız tahribatlar yaratan Tarlabaşı’nda, Beyoğlu’nun gerek kültürel kimliğini, gerekse mimari dokusunu değiştiren bu projelere hep birlikte ses verdik, itiraz ettik.

Bugün var olan kültür yıkılarak, üzerine yeni bir kültür inşa ediliyor. Bunu ‘AVM’leştirilen yeni Emek Sineması, AKM ve Galataport ortaya koyuyor.  Festival rotası,  2000’li yılların en başından itibaren gerçekleştirilen yıkım faaliyetlerini, hatalı restorasyon uygulamalarını, acele kamulaştırma kararlarını meşrulaştırma, kültürle soslayıp üstünü kapatma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Böylelikle, geçtiğimiz 20 yıl içinde, hafıza mekânlarına, kültürel yaşama, Cumhuriyet kazanımlarına hiç dokunmamış, kentin eski sakinlerini yerinden etmemiş ve inşaat sektörüne bu alanları hiç pazarlamamışçasına, olan biteni toplum nezdinde olumlulaştırma stratejisini, ulusal ve uluslararası sermayeyi de arkasına alarak hayata geçiriyor.

Bizler, bu sürecin tanıkları olarak, Beyoğlu Kültür Festivali rotası ile “meşrulaştırılmaya” çalışılan bu hatalı kararları bugün bir kez daha hatırlatıyor, bir kez daha hepsine birden itiraz ediyoruz. “Kültür”ün, kent üzerinde bırakılan acı izleri ve toplumsal hafızayı silmek için bir araç olarak kullanılmasına sonuna kadar karşı durduğumuzu ve duracağımızı, bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Saygılarımızla

İstanbul Kent Konseyi Kent Kültürü ve Kültürel Miras Çalışma Grubu